Ulusları yenilenebilir enerji kaynaklarına yönlendiren, bu konuda açık hedefler koyan sürdürülebilirlik girişimleri, yapay zeka devriminin tam ortasında geldi. Goldman Sachs'ın tahminlerine göre yapay zeka, 2030 yılına kadar veri merkezi güç talebinde %165'lik bir artışa neden olacak. Yapay zeka devrimine güç veren şirketler, daha verimli donanım ve yazılımlar üretmek için çalışsa da yapay zeka çözümlerine artan talep, bu devrimsel teknolojinin gerektirdiği doğal kaynak miktarını da üssel biçimde arttırmayı sürdürüyor. Tam da bu noktada özellikle hedef pazar olarak Avrupa’yı seçen işletmeler için karbon ayak izi, yeşil dönüşüm, çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG | ÇSY) gibi kavramlar, sürdürülebilir büyüme için stratejik rolünü koruyor. BTC Bilişim Hizmetleri olarak bu yazımızda, gelişen teknolojinin işletmelerin sürdürülebilirlik perspektifindeki etkisini ölçmesini nasıl kolaylaştırdığını inceleyeceğiz. Küresel işletmelere güç veren kurumsal uygulama ve iş odaklı yapay zeka şirketi SAP’nin, sürdürülebilirlik konusunda işletmelere nasıl güç verdiğini, SAP sürdürülebilirlik çözümleri üzerinden açıklayacağız.
Sürdürülebilirlik neden hâlâ çok önemli?
SAP verilerine göre, şirketlerin yalnızca %10’u, sera gazı emisyonlarını değer zincirleri boyunca, uçtan uca ölçümleyebiliyor. Bu şirketlerin üçte ikisi, toplam emisyonların %80’ini oluşturduğu bilinen Kapsam 3 emisyonlarını raporlayamıyor. Bu yetersizlikler, net sıfır hedeflerine ulaşma potansiyelini ortadan kaldırırken, işletmelerin gerçekleşebilir kârlarını da eksiltmeyi sürdürüyor. Hem kurumsal yatırımcılar hem de bireysel tüketiciler, sürdürülebilir ürünler tüketmek ya da sürdürülebilir pratikler benimsemek isteyen şirketlere yatırım yapmak konusunda istekli olmaya devam ederken; sürdürülebilirlik stratejik önemini koruyor.
SAP Insights tarafından Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP28 öncesi yayımlanan ve 21 ülkeden 4.750 katılımcıyla yürütülen anketin sonuçlarını yansıtan bir rapor; sürdürülebilirliği, iş stratejisinin ve karar alma sürecinin parçası olarak konumlandıran işletmelerin, gerçek anlamda rekabet avantajı kazandığını ortaya koyuyor. Katılımcıların %72’si, sürdürülebilirlik ve rekabet gücü arasında her zamankinden daha güçlü bir pozitif ilişki görüyor. Zira sürdürülebilirlik, “olsa iyi olur” bir kavram olmasının ötesine çoktan geçerek, doğrudan regülatif ilişkileri, maliyetleri ve tüketici bağlılığını etkileyen faktörler arasında ilk sıralara yerleşiyor.
Sürdürülebilirlikte verinin gücü ortaya çıkıyor
Sürdürülebilirliği net sıfır hedefleri koyma ve yeşil dönüşüm merkezli mesajlar verme gibi başlıkları kapsayan iletişim stratejilerinden daha farklı ve daha hayati bir noktada değerlendirmek gerekiyor. İşletmelerin çevresel etkilerini veri destekli mekanizmalarla düzenli olarak ölçebilmesi, belirlenmiş standartlarda raporlayabilmesi, sürdürülebilirlik kıstasları konusunda katı olan otoritelerle düzenli olarak paylaşabilmesi bekleniyor. Neyse ki dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm, burada kol kola giriyor.
Emisyon verileri, enerji tüketimi ve hatta çalışan çeşitliliği gibi başlıklar; regülasyonlara uyum sağlamak, yatırımcı baskısına yanıt verebilmek ve marka itibarını korumak isteyen işletmeler için geliştirilen çözümlerle hayata geçebiliyor. Dünyanın en “yeşil” 100 şirketinden 97’sine hizmet veren, tüm sektörlerin bilgi birikimine sahip SAP; her ölçekten işletmenin yararlanabileceği sürdürülebilirlik çözümlerini tam da bu noktada devreye alıyor. SAP’nin çevresel ve sosyal etkiyi adeta bir finansal veri gibi ölçmeye, bu ölçümlerle kurumsal sürdürülebilirlik hafızası oluşturmaya, veri ve göstergeler üzerinden modellemeler oluşturarak sürdürülebilirlik puanını yukarı taşımaya yarayan çözümleri, karbon ayak izi yönetiminden emisyon takibine, entegre çevresel etki yönetimini mümkün kılarak, sürdürülebilir iş modellerine zemin hazırlıyor.
SAP sürdürülebilirlik çözümleri nelerdir?
Sürdürülebilir bir işletme olmanın yolu; "Planla, ölç, standartlaştır ve kontrol et, önlem al" döngüsünün sürekli tekrarından geçiyor. Bundan 50 yıl önce kurumsal kaynak planlama (ERP) çözümleriyle muhasebede devrim yapan ve modern ERP'nin temellerini atan SAP, bugün aynı yaklaşımı karbon muhasebesine uyguluyor. Finans ve karbon muhasebesini bir araya getiren bu yaklaşım, işletmelerin net sıfıra ulaşma yolculuğunda karşılaştıkları en büyük zorlukları, bütünsel bir yaklaşımla ele almaları için gereken araç ve çözümleri ortaya çıkarıyor.
-
SAP Green Ledger: SAP’nin yeşil defteri, her ticari işlemin emisyon hesabını bir defterde tutmaya ve tıpkı finansal muhasebe gibi, karbon ayak izi ölçümlemesini de finansal perspektiften değerlendirmeye yarıyor.
-
SAP Sustainability Control Tower: ÇSY ve ekonomik performans kriterleri (KPI) için gerekli verileri sistemlerden otomasyonla takip ediyor. Bununla sınırlı kalmayan sürdürülebilirlik kontrol kulesi, GRI (Küresel Raporlama İnisiyatifi), CSRD (Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi), CBAM (Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması) gibi çerçeveler özelinde raporlama şansı da sunuyor.
-
SAP Sustainability Footprint Management: Kurumsal işletmelerde her süreç, sürdürülebilirlik perspektifinden de değerlendirilip hesaplanabiliyor. SAP Sürdürülebilirlik Ayak İzi Yönetimi çözümü, kurumsal süreçler ve ürünler bazında karbon ayak izi hesaplaması yapılmasını sağlıyor.
Özetle SAP, geliştirdiği bütünsel çözümlerle işletmelerin ÇSY raporlama yüklerini azaltırken iklim hedefleri doğrultusunda regülatif uyum konusunda da şirketlere yardımcı oluyor. İşletmeler, ölçtükleri sürdürülebilirlik etkilerinden hareket ederek gerçekçi iklim ve net sıfır hedefleri belirleyebiliyor. Ürün yaşam döngülerindeki kayıpları ve sürdürülebilirlik etkilerini azaltarak verimliliği üst seviyeye çıkarabiliyor. Böylece hem yatırımcı hem de tüketici gözünde itibarlarını perçinleyebiliyor.